Amerika’dan Ankara’ya uzanan müzik aşkı

Amerika’da yıllar önce The Cleveland Institute of Music’de öğrenciyken tanışan ve hayatlarını birleştiren Hasan-Yeşim Yener çifti, 2004’te döndükleri Ankara’da yüzlerce müzik öğrencisi yetiştirdi. Müzik eğitimlerini, kazandıkları master ve doktora bursu ile Amerika’da tamamlayan Hacettepe Üniversitesi Konservatuvarı Piyano Anasanat Dalı öğretim üyesi Prof. Yeşim Alkaya Yener 17 yıl sonra, Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Hasan Yener ise 13 yıl sonra kaldığı Amerika’dan 2004’te Türkiye’ye geldi. Yener çifti, kendilerini tanıştıran müzik aşkını, aldıkları eğitimi ve Başkent’teki ileriye yönelik müzik planlarını Hürriyet Ankara’ya anlattı.

* Amerika’daki müzik eğitiminizden bahsederek başlayalım…

Yeşim Alkaya Yener:
Küçük yaştayken, Üstün Yetenekli Çocuklar Statüsü’nü kazanarak lisans eğitimimi ‘Özel Statüde’ Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda tamamladım. Sonra, yüksek lisans eğitimi için yurt dışına giderek Amerika’da Rochester Üniversitesi Eastman Müzik Okulu’nda lisansüstü eğitimimi tamamlayıp, 20 yaşındayken en genç yaşta ‘Master of Music’ diploması alan kişi olarak mezun oldum. Ardından, bir yıl Moskova’da Gnesinih Müzik Enstitüsü’nde, bir yıl da İtalya’da, Santa Cecilia’da ileri yorumculuk çalışmaları yaptım. Bu sırada uluslararası piyano yarışmalarında aldığım ödüller üzerine, Amerika’daki Cleveland Müzik Enstitüsü tarafından davet edildim ve burada tam burslu olarak, dört yıllık sanatta yeterlilik eğitimimi yapmak üzere tekrar Amerika’ya döndüm. 1987-2004 yıllarında, Amerika’daki müzik okullarında piyano öğretim üyeliği ile beş yıl boyunca Müzik Bölümü Başkanlığı yaptım. Bulgaristan, Ürdün, İngiltere, Almanya, Macaristan, İtalya, Polonya, Ukrayna, Bosna-Hersek, Moldova, Rusya gibi ülkelerde ve Amerika’nın birçok şehrinde solo, oda müziği ve orkestra eşliğinde konserler verdim.

Hasan Yener:
1989 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Devlet Konservatuvarı’nda lisans eğitimini Şan/Opera Performans ve Pedagojisi alanında tamamladım. Amerika’ya master ve doktora yapmak üzere gittim. Burada önce, Amerika’nın en saygın müzik okullarından olan Cleveland Müzik Enstitüsü’nde yüksek lisans eğitimimi tamamlayarak ‘Master of Music’ derecesini, daha sonra, Amerika’nın şan alanındaki birinci sırada yer alan dünyaca ünlü okulu Indiana Üniversitesi Müzik Okulu’nda doktora eğitimimi tamamladım. Her iki okulda da dünyaca ünlü sanatçılarla çalıştım ve Amerikan’ın değişik şehirlerinde birçok resital verdim ve önemli opera evlerinde solo roller aldım.

* İlginç bir tanışma hikayeniz var, anlatabilir misiniz?

Hasan Yener: Amerika’ya gitmeden yıllar önce, İzmir’de bir yaz günü TRT Radyosu’nu dinliyor bir yandan da tepedeki evimin penceresinden İzmir Körfezi’ni seyre dalmıştım. Programda bir piyanist kızla röportaj yapılıyordu. Kızın yurtdışı konserleri, Amerika, İtalya, Rusya eğitimi, yarışma ödülleri falan derken, başarılarla dolu hikayesi beni çok etkilemiş ve “Helal olsun kıza, neler yapmış” demiştim.
Yıllar sonra Amerika’ya Cleveland Müzik Enstitüsü’ne gittiğimde, ülkeme ve kendi kültürümden olan insanlara olan özlemimle, sürekli bir Türk bulma peşine düşmüş ve bulamamıştım. Bir gün okulda şan dersimi beklerken ünlü piyanist Sergei Babayan’ın panosunda “Yeşim Alkaya” ismini görünce şaşırmış ve “Tamam sonunda bir Türk buldum” demiş, tanışmak için heyecanla aradım. İlk buluşmamızda anlattığı çalışmaları, aldığı ödülleri, eğitimler, gittiği ülkeler derken, tüm bunlar birden beni yıllar önce İzmir’de bir yaz günü dinlediğim o radyo programına götürdü. Meğer o radyo programında dinleyip imrendiğim kızla yıllar sonra Amerika’nın aynı şehir ve okulunda denk gelerek tanışmışım.
Yeşim Alkaya Yener: Aslında aynı okulda okuyormuşuz ve birbirimizden haberimiz yokmuş. Tam da dördüncü senemde mezun olmak üzereyken tanışmışız, yoksa birbirimizi teğet geçecektik. Bir konserim sonrası kulise gelmesiyle, enstitüdeki tek Türk olarak tanışmış olduk.

Amerika’dan Ankara’ya uzanan müzik aşkı

KONSERVATUVARIMIZ DÜNYA STANDARTLARINDA

* Uzun yıllar sonra Türkiye’ye döndünüz, Ankara’da çalışmaya ve yaşamaya başladınız, hedefleriniz ve yaptığınız çalışmalar nelerdi?

Hasan Yener: Amerika’dan döndük, deneyimlerimizi, gördüklerimizi Türkiye’ye vermemiz lazımdı. Uğraştığım konularda en iyisini yapmak için daima idealist birisi oldum. İyi bir sanatçı, iyi bir şancı ve yorumcu olabilmeniz, ancak iyi planlanmış komple bir eğitim almanızla mümkündür. Bu anlayışla Konservatuvar Müdürlüğüm döneminde kurmuş olduğum Şan Anasanat Dalı’nın eğitim programını dünya standartlarında oluşturduk ve alanda olması gerekip de ülkemizde daha önce verilmemiş olan “Fransızca Lirik Diksiyon” ve “Sanat Şarkısı Literatürü” gibi alanın olmazsa-olmaz derslerini ülkemizde bir ilk olarak programa kazandırdık. Hedefimiz konservatuvarlarımızı yurt dışındaki başarılı müzik okulları ile başa baş giden bir çıtaya oturtmaktı.
Zaman içerisinde çok çeşitli idari görevlerde bulundum, 2009-2011 yılları arasında Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın müdürlüğünü yaptım. 2015 yılında ikinci kez Konservatuvar Müdürlüğüne atandım ve halen görevi yürütmekteyim. Aynı zamanda yurt içi ve dışında akademik çalışmalarla konser kariyerimizi de devam ettiriyoruz. Eşimle birlikte konserler veriyoruz. Amerika’da Washington DC de verdiğimiz konserimize, 2004 ve 2008 yılı seçimlerinde Amerika Devlet Başkanlığı adaylarından ABD Senatörü Dennis Kuchinic geldi. Çok beğendiği konserimizin ardından, teşekkür olarak, bize kişisel olarak ABD Meclis binasını gezdirdi. Halka açık olmayan birçok özel bölümü şahsen gezdirerek üst düzey Amerikan yönetimi ile tanıştırdı. Chicago’daki bir konserimize de Nobel ödüllü bilim insanımız Sayın Prof.Dr. Aziz Sancar gelerek bizleri onurlandırdı.

FESTİVALLERLE SESİMİZİ DÜNYAYA DUYURDUK

Yeşim Alkaya Yener:
18 yaşında bir mezun olarak ayrıldığım okulum, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’na 17 yıl sonra bir hoca olarak dönmek onur vericiydi. Yurt dışında aldığım eğitim ve birikimlerimi öğrencilerimle paylaşmanın yanı sıra, okulum için bazı ilkleri gerçekleştirebilmiş olmak beni ayrıca mutlu etti. Konservatuvarımızın tarihindeki ilk uluslararası sempozyumunu, kuruluşunun 74. Yılı olan 2010’da ‘Doğumu’nun 200. Yılında Chopin Uluslararası Sempozyumu’; ilk uluslararası festivalini ise kuruluşunun 75. Yılı olan 2011’de “Doğumunun 200. Yılında Uluslararası Liszt Müzik Festivali ve Sempozyumu” olarak ve 2015 yılında da ‘Hacettepe Üniversitesi Uluslararası Bartok Müzik Festivali ve Sempozyumu’nu, başta değerli meslektaşlarım Yrd.Doç. İrem Eğriboz Bozkurt ve Yrd.Doç. Diler Argat olmak üzere diğer kıymetli meslektaşlarımın katkılarıyla düzenledik. Daha sonra, kafamda bu önemli etkinliklerin ölümsüzleşmesi ve ülkemizin sesini dünya müzik çevrelerinde duyurmak amacıyla, bu festivallerin kitaplarını yayınlama fikri oluştu. Böylece yabancı dilde hazırlayıp yayınladığımız bu kitaplarla okulumuz için yine bir ilki gerçekleştirdik ve bu kitaplar dünyanın önemli kütüphane ve üniversitelerine dağıtıldı.

* Festivalleri düzenlemekteki amacınız neydi?
Yurtdışındaki müzik camiasına ülkemizin klasik müzik alanında sesini duyurmak ve yaptığımız çalışmaların uluslararası boyutta olduğunu gösterebilmekti ve gösterdik de. Örneğin, kıymetli Devlet Sanatçımız İdil Biret tüm etkinliklerimizde yer aldı. Ayrıca Liszt’in 200. Doğum yıldönümü aynı yıl tüm dünyada kutlanırken, Liszt’in torunu olan ünlü müzikolog Gottfried Wagner bizim festivalimize gelmeyi tercih etti. Dünyaca ünlü yüzlerce sanatçı ve akademisyen bu festivallere gelerek ülkemizdeki müzik potansiyelini gördü. Festivallerimiz dünyada en büyük müzik festivalleri arasında yerini aldı. Yurtdışının önemli eğitim ve sanat kurumlarından aldığım sayısız teşekkürler ve olumlu geri dönüşler, amacıma ulaştığımın en güzel göstergesi oldu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*